Resimden Geleceğe Gelenekten Dokumaya
Devrim Erbil & Kerim Sefer
Şahika Ünal
“Sanatın, hayatı anlamlı kılmak, daha tahammül edilir bir hale getirmek gibi bir işlevi de var gibi geliyor bana ve ben o yüzden kendi sanatımın temellerini; bir an benim resimlerime baktıkları zaman insanların mutlu hissetmesi üzerine kurgulamaya çalışıyorum. İstiyorum ki insanlar baktıkları zaman derin bir yaşam sevinci hissetsin, mutluluk nefesi alsın. Ben bir kişide, on kişide, yüz kişide, bin kişide ayrıca milyonlarca insanda uzun yıllar bu heyecanı yaşatıyorsam dünyaya gelmemin bir anlamı vardır diye düşünüyorum.''
Böyle diyor usta ressam Devrim Erbil…
Devrim Erbil, klasik batı sanatı ile doğu sanatını sentezleyen, özellikle minyatür ve hat gibi geleneksel unsurlardan hareketle kendine özgü yeni bir anlatım dili geliştiren, bu coğrafyaya has bir sanat anlayışı ortaya koyan bir sanatçı. Bu özel üslupla dünya çapında kabul gören; çizgi ve lekelerle oluşturmuş olduğu kompozisyonları ile müzelerimizin ve eski kıymetli çizerlerin; Matrakçı Nasuh’un, Nakkaş Veli Can’ın izlerini bugüne taşıyan bir ressam...
Erbil, Bedri Rahmi atölyesinde deneyimlediği yerel ve geleneksel unsurlardan hareketle batı resim anlayışını sentezlemiş, kendi ‘resim dilini’ oluşturmuş, çağdaş sanatı kavrama noktasındaki özel yerini belli etmiş bir ressamdır.
Devrim Erbil, Anadolu’nun kültür katmanlarında dolaşır; şiirsel yorumlu eserler verir… El halılarına ilgisi ve sevgisi çocukluk yıllarına rastlar. İpler, renkler, motifler, düğümler ve sonuçta yüzeylerde yerini alan halılar…
Resimlerini halılarla buluşturmak ister, denemeler yapar, başarılı örnekler çıkar. Sonra yolu halı sevdalısı Kerim Sefer ile kesişir. Uzun yıllar halıcılıkla uğraşan bir ailenin beşinci kuşak temsilcisidir Kerim Sefer, halı işinin büyücüsüdür. Birlikte çalışırlar Erbil ile, ‘Resim Halı Projesi’ ile ortaya çıkan üstün kalitede el halıları heyecan vericidir…
Resmin benzeri olmayan şairi ile ilmeklerin efendisi eşsiz bir sonuca birlikte imza atmıştır… Resimler ve halılar büyük ilgi görmüştür, ama bir kez de Ankara’da sunulmalıdır sanatsevenlere…
