Ayın Küratöryel Seçkisi

Korkacak Bir Şey Yok Arkadaşım

Ercan Ayçiçek, resimlerini kendi bilinçaltının açılmayan kapıları olarak tanımlar. Mitolojik çağrışımlar, melez figürler ve düşsel mekânlar üzerinden kurduğu görsel dil, belirli bir anlatıyı aktarmaktan çok, zihinsel ve duygusal katmanları görünür kılmayı amaçlar. Korkacak Bir Şey Yok Arkadaşım, sanatçının iç dünyasına açılan bu sembolik evrende, güven ile kaygı, yakınlık ile yabancılaşma arasındaki kırılgan dengeyi şiirsel bir anlatımla ele alır.

Korkacak Bir Şey Yok Arkadaşım, Ercan Ayçiçek

100x110 cm, tuval üzeri akrilik boya,

2024.

Night and Day

Hanefi Yeter, Night and Day'de insan ile evren arasındaki görünmez bağları sembolik bir dille görünür kılar. Güneş ve hilal ayı taşıyan figürler, gece ile gündüzün döngüsel birlikteliğini temsil ederken; merkezdeki kadın figürünün bedenine yerleştirilen burç sembolleri, insanı kozmik zamanın ve doğanın ritmiyle ilişkilendirir. Eser, sanatçının uzun yıllardır sürdürdüğü doğa, astroloji ve evrensel denge üzerine düşünsel arayışının güçlü bir yansımasıdır.

Night and Day, Hanefi Yeter

140x150 cm, tuval üzeri yağlı boya,

2011.

Anıt

Baran Kamiloğlu, Anıt adlı eserinde anıt kavramını bireysel kahramanlıkların değil, kolektif emeğin görünür olduğu bir alan olarak yeniden düşünür. İskeleler, yapısal parçalar ve tamamlanmamış formlar, anıtsal yapıların ardındaki görünmez işçileri ve üretim süreçlerini görünür kılar. Sanatçı, tarih boyunca anıtların temsil ettiği iktidar, hafıza ve kahramanlık anlatılarını tersyüz ederek, inşa eden ile anılan arasındaki ilişkiyi sorgular. Böylece eser, tarihin kimin emeğiyle kurulduğu, kimin adının hatırlandığı ve kolektif üretimin nasıl görünmez kılındığı üzerine eleştirel bir düşünme alanı açar.

Anıt, Baran Kamiloğlu

150x150 cm, tuval üzeri yağlı boya,

2025.

İsimsiz

Fırat Koç, resimlerinde figürü yalnızca temsil edilen bir özne olarak değil, insanın içsel deneyimlerini görünür kılan bir ifade alanı olarak ele alır. Birbirine yakın duran iki figür, aynı mekânı paylaşmalarına rağmen farklı zihinsel gerçekliklerin içinde var olur. Açıkta bırakılan yüzler ile parçalanan bedenler arasındaki gerilim, görünür olan ile saklı kalan, benlik ile öteki arasındaki kırılgan sınırları düşündürür. Kesin anlatılar kurmaktan kaçınan Koç, izleyiciyi kimlik, algı ve insan ilişkilerinin değişken doğası üzerine kişisel bir okuma geliştirmeye davet eder.

İsimsiz, Fırat Koç

100 x 85 cm, tuval üzeri karışık teknik,

2011.

© 2010-2026 Arete Art Gallery, Ankara | Turkey |